Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunun altını çizen Yılmaz, kimsenin suç işleme özgürlüğü olmadığı gibi, herkesin hakkını arama özgürlüğü olduğunu kaydetti.
Ekonomi gündemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, cari açığın makul seviyelerde, bütçenin de deprem harcamalarına rağmen kontrol altında olduğunu kaydetti.
Yılmaz ayrıca, petrol fiyatlarının düşmesinin ekonomi programlarını olumlu yönde etkileceğini de ifade etti.
Merkez Bankası’nın rezervlerinin buharlaştığı iddilarına yönelik de açıklamalar yapan Yılmaz, rezervlerin yeterli seviyede olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin AB ile ortak menfaatleri olduğunu kaydeden Yılmaz, AB ile başlayan diyaloğun devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı.
“Ekonomide önemli olan temellerdir”
Cevdet Yılmaz’ın ekonomine gündemine ilişkin yaptığı açıklamalardan satır başları ise şöyle:
* Finansal piyasalarda belli bir etkilenme oldu sonra yavaş yavaş duruldu. Cumhurbaşkanımızı ve ekonomi yönetimi belli mesajları verdi. Piyasalar durulmuş oldu.
* Ekonomide önemli olan temellerdir. Bütçe açığınız hangi noktada, rezervler güçlü mü, bütün bunlara baktığımızda cari açığımız makul seviyelerde. Bütçemiz deprem harcamalarına rağmen kontrol altında. Rezervimiz yeterli yerinde.
* Kısa vadeli etkilerin abartılmaması gerektiğine inanıyorum. Kısa vadeli bu etkiyi bir yıla yararak abartı hesaplar yapılıyor. Bir miktar kurda hareketlilik oldu. Dış ticaret bakımından götürüsü kadar getirisi de var.
* Programlar her zaman olumlu veya olumsuz. Petrol fiyatları düştü. Bu bizim planlarımızı olumlu etkileyecek. Doğru bir programınız varsa istikameti doğru ise böyle durumlar her zaman olur.
*Programınıza sonuna kadar bağlıyız. Kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Ana hedeflerimizde farklılık yok. Gerektiğinde ilave adımlar her zaman düşünülebilir.
* Yaşanan hadiseler iç gelişmelerle açıklanmamalı dış gelişmeler de var.
Merkez Bankası’nın rezervleri
Merkez Bankası’nın rezervlerinin buharlaştığı iddilarına yönelik Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu:
* Şu anda baktığımız zaman Merkez’in rezervleri yeterli seviyede. Merkez Bankası rezervlerini kullandığı zaman bunlar buharlaşmıyor. Karşılığında bir TL alıyor. Yarın konjonktür farklı olduğunda bunu tekrar rezervde kullanmak durumunda.
* Döviz rezervlerinin yüksek olması emniyet açısında yüksek olması önemli. Neden yabancılar çekindiler? Gezi benzeri uzun vadeli kargaşa olur mu endişesi oluşturuldu. Güvenlik algısından kötümser sürece mi dönüşecek diye bir endişe oluştu. Bunun böyle olmadığı kısa sürece görüştü. CHP kendi içinden geçici bir belediye başkanı seçti. Mekanizmaların işlediği görüldü.
* CHP’ye kayyum atanacak gibi şeyler oluşturuldu onlar dağıldı.
* CHP’nin kendi içinden insanlar yargıya gidip “burada şaibeli bir kongre var” dediler. Hukuki süreç devam ediyor. Yargı kararını verecek. Yarın da kongre gerçekleşecek.
* Demokrasilerde tartışmalar hiçbir zaman bitmez.
“Avrupa ile diyaloğun yeniden başlaması sevindirici”
* Avrupa şu anda iki büyük meydan okuma ile karşı karşıya. Birincisi Ukrayna savaşı ile oluşan güvenlik.
* ABD’denin hamleleri ve Çin’den gelen rekabet AB ekonomisi üzerinde bir baskı oluşturuyor. Hem Güvenlik hem de ekonomik tartışmalar var. Her iki açıdan Türkiye’nin önemi artmış durumda. Daha güvenli bir Avrupa Türkiye’nin lehine. Daha güvenli, daha demokratik bir Türkiye Avrupa’nın lehine. Bu toplantılar uzun süredir olmuyordu. 2019’dan bu yana ilk toplantı. Avrupa ile diyaloğun yeniden başlaması sevindirici. Bizim doğan pazarımız Avrupa.
* Avrupa ile bu dönem her alanda ilişkilerimizi geliştirmemiz lazım. Parlamentodan farklı sesler çıkabilir. Fransa’da da ana muhalefet ile gelişmeleri biliyorsunuz. Ana muhalefet partisi suçlu bulundu biliyorsunuz.
* AB ile ortak menfaatlerimiz var. Bu başlayan diyalog süreci devam etmeli. Sadece güvenlik değil vize ve gümrük birliği süreçleri de devam etmeli.
* ABD’nin Ukrayna çabasının yanındayız. Ukrayna’da ateşkes için tüm çabamızı gösteriyoruz. Ancak henüz bir anlaşma yok.
* Ukrayna’nın bir taraftan toprak bütünlüğünü savunduk. Bir taraftan da Putin ile diyaloğu devam ettirdik.
ABD’nin gümrük vergisi kararları
* Bu yaşananlar ekonomik düzenin dönüştüğünü görüyoruz. Eski biçimi ile küresel ekonomiden bahsedemeyiz. ABD şimdi çok farklı bir tavır sergiliyor. Herkes ulusal menfaati için adım adıyor. Bu ortamlar geçiş süreçleri. Herkesin dikkat etmesi gereken risklerin yükseldiği dönemler. Kendimizi güçlü tutmak zorundayız. Sayın Trump’ın aldığı kararlar çok önemli. Başka ülkelerin aldığı kararları iyi takip etmemiz geriyor. Sayın Trump’da müzakere edebiliriz dedi bunu takip etmek gerekiyor.
* İlk olarak Türkiye’ye yüzde 10 vergi açıklandı. Şu an için bizim avantajımıza.
* Yükselen tarifeler ABD pazarına mal satan ülkelerin başka pazarlara agresif şekilde girmesine neden olur bizim dikkat etmemiz gerekir. Bir yandan da emtia fiyatları düştü o anlamda da bir olumlu etkiden bahsedebiliriz.
* Olumlu olumsuz takip etmek durumdayız bunları takip etmek durumundayız. Biz de bu müzakereleri yapacağız 100 milyar dolar ticaret hedefimiz var. Ticaret Bakanımız ABD’ye gidecek yakında. ABD önemli bir ticaret partnerimiz. 32 milyar doları aştı ticaret hacmimiz. 100 milyar dolara taşımak istiyoruz.
* Trump’ın açıkladığı tarifeler nispi olarak Türkiye’nin yararına.
* Artık korumacı bir dünyaya gittiğimiz çok açık. Her ülkenin kendi menfaatini ortaya koyduğu bir döneme doğru gidiyoruz.
“Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yok”
Demokrasilerde kimsenin suç işleme özgürlüğünün olmadığını ifade eden Yılmaz’ın konuyla ilgili yaptığı açıklamalardan satır başları şöyle:
* Demokrasiler iktidarıyla muhalefeti ile yaşanan süreçler. Demokrasilerde farklılıklar ve eleştiriler olacak. Hiçbir hukuk devletinde meşru olanın dışında bir şeyler yapma hakkı yok. Hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yok. Demokrasi ve hukuk devleti meşru zeminde gerçekleşir. Muhalefet yapıcı önerilerini meşru zeminde ifade edilir.
* Meşru zeminlerde hukuk içinde demokratik tüm haklarımızı kullanmalıyız. Protestoyu hukuk düzeni içerisinde yapacak. Başkalarının yaşamına, ekonomik faaliyetine zarar verici bir şekilde hiç kimsenin yapmaya hakkı yok.
* Demokrasiyi korumak hepimizin görevi. Demokrasi, hukuk dışı eylemleri güzel kavramlarla örtmeye çalışmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Halkımızın bunu tasvip etmediğine inanıyorum.
* Son süreçlerde yüzbinlerce insan kendini ifade etti. Tutuklu kişilerin sayısı yüzlerle ifade ediliyor ve burada şiddet olayları var. Sizin yumruk sallama hürriyetiniz benim burnumun başladığı yerde biter.
* Özgürlükler ve sorumluluklar birlikte ele alınır. İfade hürriyeti hakaret etme hürriyeti değil.
* Bir ülkenin kalkınması ve yenilik yapması için ifade hürriyeti olmazsa olmazdır. Ama ifade hürriyeti hukukun sınırlarını aşma hürriyeti değildir.
“Tutuklama bir insanın kesin şüpheli olduğu anlamına gelmiyor”
Tutuklamanın bir insanın kesin şüpheli olduğu anlamına gelmidiğini kaydeden Yılmaz, şu açıklamalarda bulundu:
* Tutukluluk hali bağımsız yargının belli standartlarda başvurduğu yol. Tutuklama bir insanın kesin şüpheli olduğu anlamına gelmiyor. Ama yargı güçlü deliller ve delil karartma ihtimali gördüğünde tutuklama başvurulan bir yöntem.
* Geçmişte tutuklu sayısı daha fazlaydı. Bu oransal olarak azaldı. Hukukun bir takım ölçütleri var. Türkiye bir hukuk devleti. Kimsenin suç işleme özgürlüğü olmadığı gibi herkesin hakkını arama özgürlüğü var.
* Türkiye uluslararası hukukun da bir parçası.
İBB’ye yönelik soruşturmalar
* Bir aşamada verilen kararı beğenmiyorsanız başka mekanizmalarla çözebilirsiniz. Bir yolsuzluk iddiası var bir soruşturma var. Hiç bir argümana cevap vermem tamamen siyasi alana çekerim diye bir anlayış var. Hukuki argümanlara güvenmiyorsunuz ki olayı siyasi alana çekiyorsunuz.
* Yolsuzluk soruşturmaları hakkında diyorum. Bir iddia varsa yapmanız gereken bu argümanları hukuki olarak çürütmeye çalışmaktır. Bunun yerine hiçbir soruya cevap vermem demek ve hukuk üzeri bir varlık gibi kendini ortaya koymak doğru bir yaklaşım değildir.
* “Ben haklıyım ben hukukun üzerindeyim” demek hukuk devletine yakışmayan bir tavırdır.
* Hukukta da her alanda olduğu gibi yanlışlar olabilir eksikler olabilir. Niye reformlar yapıyoruz? Eksikler var diye yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın beyan ettiği bir reform bir strateji belgesi var. Herkes hukuk çerçevesinde hakkını aramak zorundadır.
Mahir Polat’ın sağlık durumu
Cevdet Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik başlatılan soruşturmalar kapsamında cezaevinde tutuklu bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili şu bilgileri verdi:
* Tüm tutuklular devletimize emanettir. Devlet kurumlarına düşen insanların sağlığını korumaktır. Mahir Polat konusunda hastaneye sevki oluyor. Ardından bu şikayetler devam ettiği için Adli Tıp’a müracaat söz konusu. Adli Tıp uzman kurum. Onun kararı neyse o yönde de işlem yapılacaktır. İşlediği suç ne olursa olsun hapishanede olanlar devletimize ve hukuka emanettir. Hiç kimsenin bir endişesi olmasın.
* Esas olan özgürlüklerdir. Özgürlüklerle birlikte sorumluluklar da var. Sorumluluk tarafını görmeyip özgürlük tarafına baktığınız zaman başkasına zarar verme noktasına girmektedir. Önemli olan herkesin özgür olması ama birbirimizin hukukuna riayet etmemizdir.
* Sokağı terörize etmek de gençlerimizi sevk etmek ve onları yönlendirmek doğru değil. Demokratik haklar elbette kullanılır. Gidersiniz izin alırsınız bu tartışma konusu değil. Gezi olaylarında bunu yaşadık. Vandallıklar yapıldı esnafımıza zarar verildi. İnsanlara küfredildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın annesine alenen küfredildi. Bunlar hiçbir şekilde tasvip edilemez. Çocuklarımızı böyle ortamlara sevk edip timsah göz yaşları dökenleri tasvip etmiyorum.