Hatta bazılarını öğrendiğinizde bugün hiçbirini kullanmadığımıza şükredebilirsiniz.
Nedir bu garipseyeceğimiz ilginç özellikler?
Highway Hi-Fi: Araç içi pikap sistemi.
1956’da Chrysler, araç içine pikap yerleştirerek Highway Hi-Fi sistemini geliştirmişti. Columbia plaklarıyla çalışan bu sistem, özel 16 2/3 rpm hızında çalan plaklarla 45 dakikalık müzik keyfi sunuyordu. Arabada müzik dinlemenin sınırlarını zorlayan bu özellik, sınırlı plak seçeneği ve zıplama problemi nedeniyle kısa sürede tarihe karıştı.
Eldorado Brougham’ın mini barı.
1957 Cadillac Eldorado Brougham, lüksün vücut bulmuş hâliydi. Öyle bir lüks düşünün ki, aracın torpido gözünde yer alan mıknatıslı bir mini bar sizi karşılıyordu. Üstelik yanında parfüm, sigara kutusu, kadınlar için bakım seti ve şık bir deri not defteri gibi aksesuarlarla tamamlanıyordu.
Dönemin “lüks anlayışı”, güvenlik ve etik kurallarıyla çelişse de, zamana damga vurduğunu söyleyebiliriz.
Goodyear’ın ışıklı lastikleri.
1961’de Goodyear, araçlar için ışıklı lastikler üretmişti. Cam tüplerin içine ampul yerleştirilerek yapılan bu tasarım, tabiri caizse dönemin en parlak (!) fikirlerinden biriydi. Çukurlar ve camın hassasiyeti nedeniyle bu özellik kısa sürede rafa kaldırıldı.
Bu özellikle ilgili detaylı bir içeriğimiz var. İncelemek isterseniz aşağıdaki içeriğe tıklayabilirsiniz.
Köpeklerin araç dışında taşınmasını sağlayan torbalar.
1935’te Popular Mechanics dergisinde tanıtılan bu fikir, köpeğin arabadan dışarı sarkarak havayı almasını sağlarken, arabayı da temiz tutmayı hedefliyordu. Neyse ki korkmayın, bu ürkütücü yenilik, üretime geçmeden unutuldu.
Tucker 48 ve ‘Cyclops Eye’ farı.
Tucker 48 modeli, döner üçüncü farıyla döneminin yenilikçisi sayılabilir. Aracın dönüş yönüne göre hareket eden bu far, köşe dönüşlerini aydınlatmayı hedefliyordu. Ancak pahalı ve karmaşık bir sistem olduğu için tutulmadı. Aslında bunların içinde en mantıklılarından birisi olabilir.
Park yapmaya yardımcı olan curb feelers.
Aracın kaldırıma çarpmasını engellemek için bir uyarıcı görevi gören teller, araçlarda bir dönem kullanılıyordu. Aslında acemi şoförler için kurtarıcı bir fikir gibi görünen bu özellik, araçların arızalanmasıyla sonuçlanınca rafa kaldırıldı.
Sinyalin manuel olarak verildiği semafor sinyaller.
Otomotiv tarihinin en nostaljik özelliklerinden birisi olan bu sinyal, aracın ön ve arka cam arasında kalan bölümün hizasında, dışarı doğru yukarı kalkabilen ince bir koldu. Kişi, dönüş yapmak istediğinde içerideki düğmeye basınca bu kol dışarı fırlar, yukarı kalkarak dönüş yönünü fiziki olarak gösterirdi. Fark edilmesi epey zor olduğu için bu özellik, 1950’lerin ortasında son buldu.
Otomotiv sektörünün geçmişine biraz daha inersek, aklımıza bile gelmeyecek pek çok özellikle karşılaşabiliriz. Kimisi başarılı olup bugüne kadar gelirken kimisi de tam bir hayal kırıklığı olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. Belki ilerleyen yıllarda da bugün kullandığımız bazı özellikler için insanlar aynı şeyleri düşünecek, kim bilir?