Bugün: Nisan 5, 2025
Nisan 4, 2025
3 dk. okuma

Mehmet Büyükekşi: Olumlu tablo eylül sonrasına ötelendi

Hayati ARIGAN

Geçmişte kurla yapılan ih­racat aslında çok tek başına bir şey ifade etmediğini gör­düklerini belirten Büyükek­şi, “Önemli olan yerli mali­yetlerin düşük olması. Çün­kü 2002-2011 arasındaki dönemde kur 1.30-1.60 TL arasında gezdi ama yatırımı­mızı 30 milyar dolarla, 130 milyar dolara çıkardı. Yani demek ki tek başına kur ihra­catın artması için bir şey ifa­de etmedi” dedi.

“Rekabet gücümüzü kaybettik”

Sanayiyi olumsuz etkile­yen faktörlere dikkat çeken Büyükekşi, alınabilecek ted­birleri şöyle sıraladı: “Girdi maliyetlerimiz ve başta da işçilik maliyetlerimiz ken­di maliyetlerimiz, içinde şir­ketlerin veya sektörlerin du­rumuna göre yükseldi.

Me­sela yüzde 8 işçilik maliyeti yüzde 10-15’e çıktı. Emek yo­ğun sektörlerde bu rakam­lar, yüzde 20-30’dan yüzde 40-45’e yükseldi. O yüzden de rekabet gücümüzü maa­lesef kaybettik.

Bu dönemde ne kadar az zarar ve kayıpla yolumuza devam etmemiz lazımsa onu yapmamız bir yandan giderlerimizi azalt­mamız gerekiyor. Bir yandan da verimliliğimizi artırma­mız gerekiyor.” Türk sana­yicisinin katma değerli ihra­cat konusunda fazla bir yol alamadığını ileri süren Bü­yükekşi, “Orta ve orta üzer­lerinde yol aldık ama yüksek teknolojide son 10-15 yıldan beri baktığımızda hep yıl­lık yüzde 3, 4, 5 arasında bir artış var.

Onun dışında bir artış olmuyor. O yüzden de yapmamız gereken şey, önce kendini şirketlerimizin var­lığını koruyabilmek ve na­kit akışı çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Türk Hava Yolları en çok şunu söylüyor; ‘uçuş güvenliği’. Eğer uçuş güven­liği yoksa başka bir şey ko­nuşmaya gerek yok. Şirket­ler için de ben, en önemli ko­nu nakit akışı diyorum” diye konuştu.

Sıkıntılı günleri geçire­bildiğimiz takdirde temmuz ayından itibaren beklenen olumlu tablonun eylülden itibaren gerçekleşebilece­ğini düşündüğünü belirten Büyükekşi, global hale ge­len şirket cirolarının belli bir yüzdelerini eğer yurt dışına yatırıyorsa bu krizlerden da­ha az etkilendiğini ifade etti.

“Çin’de üretilip İtalyan ayakkabısı diye satılıyor”

Küçük şirketlerin mar­kalaşma ve kendilerini ge­liştirme konusunda yeter­siz olduğunu sözlerine ekle­yen Büyükekşi, emek yoğun sektörlerin uygulaması ge­reken bir takım politikaları olduğunu bunu da İtalya ve Almanya’nın yaptığını be­lirtti. Dünyanın en büyük ikinci ayakkabı ihracatçı­sı İtalya’da üretimin hemen hemen olmadığını belirten Büyükekşi, şunları söyledi:

“Bütün mallarını Arna­vutluk, Bulgaristan, Ma­caristan, Çek Cumhuriye­ti, Çin’de üretiyorlar. Ve ay­nen aynısını yapıyorlar. Tüm dünyaya İtalyan ayakkabısı diye satıyorlar. Mobilyada da aynısı yapılıyor. Yani bizim de kendi teknolojimizi, bil­gimizi, know-how’ımızı ar­tık emek yoğun sektörlerde bu şekil kullanmamız lazım” dedi. Ayakkabı ve yan sana­yii sektöründe 40 bin firma­nın 12 bin firmaya düştüğü­nü belirten Büyükekşi, “Ama günlük 200-300 çift ayakka­bı üretiyorlar.

Günde 10 bin- 20 bin çift üreten 2 bin fir­ma olsa yeter. Bunların her biri kayıt dışı, haksız emek, verimsizlik demek. Türki­ye’de marka üretmek çok zor. Küreselleşme konusunda özellikle Trump’ın gelişiyle birlikte büyük bir paradig­ma değişimi oldu. Eskiden ne deniliyordu? Dünya bir köy. Herkes ürettiği malı en ucuz nereden bulabiliyorsa oradan alsın, üretimden vaz­geçsin. Halbuki şimdi, tersi bir durum söz konusu. O yüz­den de bizim mümkün oldu­ğu kadar önce kendi gemimi­zin yüzmesini sağlamamız lazım.”

“Türkiye’nin dünyada 10 markası olması lazım”

Mehmet Büyükekşi, Türkiye olarak katma değeri artırmak gerektiğini, bunun için de özellikle inovasyon, marka, Ar-Ge ve tasarıma önem vermek gerektiğini söyledi. Türkiye’nin dünyada en az 10 markası olması gerektiğini ifade eden Büyükekşi, “Atatürk’ün ifade ettiği ölçek ekonomisine maalesef ulaşamadık” dedi.

Önceki

Ethereum ve Beklenen Pectra Yükseltmesi İçin Tarih Belirli Oldu!

Sonraki

Orakçıoğlu: Çin bariyerlerini Türk şirketleri fırsata çevirebilir

Son gönderi Blog

Don't Miss